Trump ve Türklerin Ukrayna’daki savaşa bakışına dair
Ukrayna konusundaki Türkiye’deki cehaletin seviyesi akıl alır boyutta değil. İyi ama bu nasıl mümkün oluyor? Önce şunu belirtmek isterim: Eğer insanınızın temel eğitimi hiç yok, eksikse bu mümkün olur. Evet, maalesef Türkiye’de temel eğitim rezalet bir seviyede olmasından ötürü kişiler değil lise mezunu, doktoralı bile olsa olaylar arasında bağ kuramayabiliyor. Bunu sadece Ukrayna konusunda değil, pekçok farklı durumda bizzat gözlemlediğim için rahatlıkla söyleyebiliyorum.
Temel eğitim noksanlığı ise kişileri propagandaya açık hale getiriyor. Yani rahatlıkla düşünceleri yönlendirilebilir oluyor. Kişi kendini, eğitimli, bilgili düşündüğü için ise bu propaganda araçları için çok daha kolay bir yem oluyor. Yeterli donanıma sahip olmadığı bir konuda ilişkileri kuramayacak kişikeri istediğiniz yöne sevketmek adına onun hoşuna gidecek, savunabileceği kimi noktaları propagandanız içine katmanız yeterli oluyor. Bu konuda Rusya dünyada bu işi en iyi becerebilen ülkedir. Becerisi yanında propagandaya çok ciddi kaynak ayırmaktadır. Rusya devlet destekleri gazetelerle birlikte bütçeden ayrılan para 1 milyar dolar seviyesinde. Sadece Rus halkına değil, başta çevre ülkelere olmak üzere tüm dünyaya.
Ukrayna’nın Rusya tarafından işgal girişimi hususunda Türkiye’de her dünya görüşünden insan arasında Rusya’yı haklı gören bir çoğunluğu görebilirsiniz. Mesela aynı kişinin Gazze konusundaki tavrına baktığınızda İsrail’i haksız gördüğünü de görebilirsiniz. Özünde ikiyüzlülük olan bu tavrın temel sebebi ise bir ilkeye dayanmamasından kaynaklı. Bu ilkesizliği her alanda görebilirsiniz. Misal sevmediği biri haksız yere bile olsa hapse girse sevinebilirler. İlkesi adalet değil, sevip sevmemesidir. Evet, Rusya’nın başarıyla uyguladığı propaganda Türkiye’de etkisini göstermiştir. Gazze’ye mağdur, hakkı yenen değil; müslüman oldukları için alaka gösterirken, kafasında Rusya’yı Batı karşıtı, emperyalizmin karşısında duran ülke olarak görmektedir. Halbuki ikisi de işgal girişimidir, ikisinde de mağdur halk vardır. Düşünsenize ‘Zelenskiy komedyen, bir komedyeni ülkeye başkan seçtiler ve o komedyen savaşı başlattı’ düşüncesine sahip milyonların olduğu bir ülkeyiz. Bunu baya baya aklı başında olmasını beklediğimiz insanlar ciddi ciddi savunuyor.
Trump’ın koltuğa oturması ile birlikte savaşın nasıl bir seyir izleyeceği her ne kadar tahmin edilse bile ABD’nin Rusya’nın tezlerini tekrar edebileceği işin aslı pek beklenmiyordu. Bu hem Ukrayna, hem de başta Avrupa olmak üzere dünya için büyük bir sürpriz oldu. Tabi bizim propagandanın esiri tayfanın hoşuna gitti: Trump da kendileri gibi düşünüyordu. Ben bu kişileri yarın bir gün Trump’ın Türkiye ile alakalı yapacağı açıklamalar sırasında görmek isterim ve sadece anahtar kelime olarak kendilerine ‘rahip’ veririm.
Trump her gün bir başka yalan yumurtlayarak Putin’in sanki ona ezberlettiklerini tekrarlamaya başladı.
Putin’in işgal girişimi başlarken tezleri neydi? Aslında işgalin, kendi tabirleriyle özel asker operasyonun olmaması için Ukrayna’dan ne bekliyordu?
Putin, Ukrayna’da yaşayan Rus kökenlilerin zulme uğradığını iddia ediyor ve onları koruyacağını belirtiyordu. Ülkede bir neonazi hükümeti vardı ve Ukrayna’nın neonazilerden temizlenmesi gerektiğini düşünüyordu. Bakın bu uydurması Türkiye’de çok tuttu. NATO’nun genişlemesinden şikayetçiydi ve bunun Ukrayna’ya uzanmasını istemiyordu.
Hedef için 3 gün vermişlerdi
İşgali başlattığı 24 Şubat 2022’nin aylar öncesinde Ukrayna sınırına asker yığmış ve derdinin asla Ukrayna’ya saldırmak olmadığını, tatbikat için bulunduklarını defalarca söylemişti. Tatbikat yapan ordu sürekli yer değiştiriyordu ve bir tatbikat görüntüsü vermeye devam ediyordu. Ve bir sabah bir başka ülke Belarus’ta tatbikat yapan birlikler Ukrayna’ya girmişti. Hedefine en fazla 3 gün içinde ulaşacaktı ve savaş sona erecekti. Tüm planlar buna uygun olarak hazırlanmıştı. Ve beklediği olmadı. Ukrayna birlikleri gerekeni yaptı ve püskürttü.
Türkiye’de birde şu yaygın görüş var. Ruslar, Ukraynalılar da kendileri gibi Slav ve ortodoks olduğu için aslında bir katliam yapmıyor. Bak Suriye’de müslümanlar olduğu için dümdüz etti.
Ya arkadaş Suriye’de kendisine karşı koyan birileri mi vardı? Ne kadarlık alanda savaş veriyor? Ukrayna ordusu ne yapıyor sanıyorsunuz? Rusya’nın attığı binlerce füze, onbinlerce kamikaze dron neydi? Haa geçen Lavrov da söyledi: Efendim onlar kesinlikle Ukrayna’nın enerji altyapısına dönük değil. Askeri amaçlı kullanılan yerlermiş hedefi. Sürekli yalan söylerseniz ve bunu sürekli tekrarlarsanız muhakkak birileri inanır taktiği işlemeye devam ediyor.
Arkadaş Mariupol’deki Azovstal fabrikasına onbinlerce top mermisi attılar. Şehri dümdüz ettiler yahu!
Başka yerde ise yapamadığı için yapamadı, yoksa yapmak istemediği için değil.
Haa işin birde şu yönü var. Sivil alanlara, özellikle Kiev’e böyle bir hareketi yaparsa bu sefer karşısında kimi bulacağını biliyor. O sebeple direkt sivillere dönük bombalamayı bunu istemesine rağmen yapamıyor.
O sırada Türkiye’de neler oluyordu?
Benin halen Kiev’de olduğum günlerdi. Türkiye’de Rus propagandası devreye girmiş ve Rusya’yı savaşında haklı gösteren yayınlar başlamıştı. Ukrayna, Rusya gibi dünyanın ikinci dev ordusu karşısında duramazdı. Zelenskiy zaten kaçmıştı ve Varşova’daydı. Yeşil ekran kullanarak yayınlara bağlanıyordu. Aslında benzer şey Avrupa’da da vardı. Savaşın ilk aylarında başta Almanya, Fransa gibi ülkeler Ukrayna’ya destek açıklaması yapmadılar. Rusya sonuç olarak Ukrayna’dan istediğini alacaktı ve bu sebeple Rusya ile papaz olmamak gerekirdi. Türkiye’de ise Zelenskiy’i düşük, Ukrayna’yı haksız gösteren yayınlara emekli askerler, profesörler, tanınmış gazeteciler çağrılıyor ve hep birden benzer şeyler tekrarlanıyordu. O esnada Ukrayna’ya gelen ülkemin sidikli gazetecileri meseleyi kavramadan açık açık yalan ve abartılı haberleri ana haber bültenlerinde veriyorlardı. İyi hatırlarım, çünkü o haberleri seyredip beni arayanlardan gına gelmişti. Bir yandan birşey de diyemiyorum, çünkü haberlere göre hareket ediyorlardı. Haa bu arada o dönem arayanların sesini sonradan hiç duymadım. Bizim insanımız biraz böyle, başınıza bir iş geleceğini düşünürse arayıp sorarlar, meraklarını giderme derdine düşerler; sonrasında pek umurlarında olmazsınız.
Ve dünyada genel olarak beklenen olmadı. Ukrayna’nın o gurur dolu mücadelesini gördükten sonra Avrupa’nın liderleri tünedikleri yerden başlarını çıkartmaya başladılar.
Savaşı Zelenskiy mi Başlattı?
Bunu iddia edenle çok karşılaştım. Nasıl bir hayal dünyası var, bilemiyorum. Bir Cüneyt Arkın tokadı hayal edin işte. Yahu Rus ordusu Ukrayna topraklarında. Birşey ifade etmiyor mu?
Türkiye’de “bir komedyeni seçersen ülkeyi savaşa sokar”, “Amerika’nın adamını seçtiler böyle oldu”, “sen kimsin ki Rusya’ya karşı duruyorsun” “NATO’ya katılmak istersen olacağı bu, Rusya haklı”, “Neonazileri başa getirdiler, ondan böyle oldu” gibi onlarca saçmalık Türk halkına işlendi ve buna benzer ifadeleri bugün bile rahatlıkla görüyoruz. Papağan misali ezberleri tekrarlamayı sürdürüyorlar. Epeydir böylelerine cevap bile vermiyor ve it muamelesi çekiyorum. Ha bunlar her kesimden. Kimi kendisini sosyalist, kimi milliyetçi, kimi islamcı olarak sunuyor. Hep söylediğim birşey var: Dünya görüşü ne olursa olsun özünde hepsi aynı tornadan çıkma.
Savaş 2014’te Başladı
Evet, savaş aslında Kırım’ın işgali ve ilhaki ile başladı. Donbass bölgesinde sözde ayrılıkçıların çıkarttığı isyan ve devamında topraklarda ayrı birer bağımsız sözde cumhuriyet kurmasıyla başladı. Rusya, Donbass’a dair öyle bir propagandayı tüm dünyada yaptı ki, bilmeyenler çok kolay inandı. Benim bu konuda çok net bir sorum var daima: Ukrayna’nın neredeyse en gelişmiş ve müreffeh şehrinde insanlar neden isyan eder? Evet, etmediler. Rusya, üniformasından sıyırdığı askerlerini soktu ve başlattı. O dönemin ayrılıkçı lideri Igor Girkin bile savaşacak 1000 Ukraynalıyı bile bulamadıklarını belirtmişti. Sputnik ise Türkiye halkını yalanlarıyla çoktan büyülemişti. Ukrayna ordusu kadın, sivil, çocuk demeden 16 bin insanı öldürmüştü. Onlara göre BM raporlarına bile girmişti bunlar. E biliyorlar Türk insanını, bir kişi bile çıkıp şu rapora bir de kendim bakayım demeyecektir. Baksa bile kimi inandırabilirdi? Propaganda olması gerektiği gibi işlemişti. Haa, bu arada ben o dönem rapora erişip bakmıştım. BM raporu savaşta her iki taraftan asker-sivil toplam ölü ve yaralı sayısını veriyordu. Mesela kendisini ayrılıkçı olarak tanımlayan ama aslında Rus ordu mensuplarının sivil alanlara, sivillerin içine yerleşip Ukrayna ordusuna ateş ettiklerini yazmazlar.
Kırım’ın işgalinde Ukrayna Kırım’da tek bir mermi bile sıkamamıştı denir. Zaten kendi ordusundaki pek çok askeri Rusya safına geçmişti bile. Rusya’nın geçmişten beri gelen Ukrayna’daki etkisini hafife almayın. Daha geçtiğimiz hafta istihbaratta bulunan ve Rusya’ya çalışan bir Ukrayna albayı ifşa edildi. Eminim, halen de vardır. Öyle iyi gizleniyorlar ki, keşfedilmesi pek de kolay olmuyor.
Savaşın başında (2024) Ukrayna parlamentosunda bile onlarca milletvekili vardı Rusya’yı destekleyen. Bunların kimisi savaşın başında Rusya’ya kaçtı bile. Bu da pek bilinmez.
Zelenskiy Diktatör mü?
Trump’ın bunu söylemesi herkesi şaşırttı. Ukraynalılar buna neresiyle gülse, şaşkın.
Zelenskiy, 2014’te siyaseten ortalıkta yoktu ve eğlence dünyasındaydı. Ülkede siyasi bir boşluk oluşmuş, halkın beklentileri ile siyasiler/oligarklar arasında uyumsuzluk artmıştı. Zelenskiy, konuşmaları ile umut vermeye başlamış, Rusya ile olan sorunları mevcut hükümetlerin çözemediğini, kendisinin kolayca çözebileceğini söylüyordu. Yüksek bir oranla seçildi.
Fakat işler Zelenskiy’nin umduğu gibi gitmedi. Putin’le konuşulamayacağını, biat beklediğini ve ülkenin tamamını istediğini kısa sürede anladı.
Zaten sonrasında Rus propaganda araçları devreye girdi ve Zelenskiy’nin bir komedyen, kötü bir siyasetçi olduğu algısını yerleştirmeye başladılar. Fake videolarla bunu yapmaları zor olmadı. Zelenskiy orduya yatırım yapıyor, Rusya’ya biat etmiyordu. Diğer yandan AB görüşmeleri devam ediyor, yolsuzluğun azaltılması konusunda ilerlemeler oluyordu. Oligarşinin ne demek olduğunu Türk insanı pek bilmez. 5’li çete lafı edenler bile anlamaz. Düşünün ki bunlardan onlarcası var, ticaret, madenler, üretim, perakende gibi aklınıza gelebilecek her sektörü yönetiyorlar; yetmiyor siyasi partileri, milletvekilleri, belediye başkanları var. Oligarşiden kurtulmak demek bir yandan Rusya ile bağların da zayıflaması manasına geliyordu. İşte Rusya bunu istemiyordu. Özgürleşen bir Ukrayna halkını gören Rusların da benzer talepleri oluşmaya başlardı.
Trump, cumhurbaşkanlığı seçimini yapmadı diye Zelenskiy’i yüzde 4 oyu olan diktatör olarak tanımladı. Halbuki Zelenskiy Ukrayna’da yayınlanan anketlere göre yüzde 30’un altında oyu olmadığı gibi kendisini destekleyenlerin oranı yüzde 50’lerin çok üzerinde. Başta muhalif liderler olmak üzere, halk da biliyor ki savaş zamanı seçim olmaz. Haa, savaş bitince bir seçim olduğunda Zelenskiy aday olur mu, aday olursa kazanır mı bunu şimdiden söyleyemeyiz. Ukrayna baya demokratik seçimlerin olduğu bir ülke ve Ukraynalılar gerek duyduğunda seçimlerini çok rahat değiştiriyor.
Türkiye’de efendim ateşkes olursa seçim olabilir diyen aklıevveller var. Seçimde oy kullanması gereken askerler evlerine dönerse neler olur kestirebiliyor musunuz? Savaştaki bir ülkeyi adaylar kim olursa olsun, politik olarak ayırmanın sonuçları neler olabilir?
Hepsini geçtim bunu fırsata çeviren Rusya’nın ateşkes sözünü tutabileceğine kim güvenir?
Budapeşte memorandumunda garantör olan Rusya işgal girişiminde bulunmuş ve diğer garantörler sessiz kalmışken, bu tecrübeye sahip bir ülke bunu yer mi?
Ki hepsinden önemlisi ülkenin anayasası açık yahu. Bunu teklif ediyor olmak bile başlıbaşına aşağılık birşey.
Ukrayna ve NATO konusu
Bu konuda da bilinmeyen ve doğru kabul edilen pekçok görüş var. Ukrayna’nın NATO güvenliği altına girmek istemesi gayet anlaşılır bir durum. 2014’ü yaşamış ve 2024’te başına gelen şeyi bekleyen bir Ukrayna vardı. Budapeşte memorandumu tecrübesi olan bir Ukrayna vardı. Donbass’ın durumunu ele alan Minsk süreci de pek bilinmeyen bir görüşmeler sürecidir. Her iki taraf da kendi anladığı şekliyle karşı tarafın anlaşmalara uymadığını belirtiyordu. Ben kişisel olarak bu anlaşmanın tek artısının Ukrayna’ya zaman kazandırmak olduğunu düşünüyorum. Birara anlaşma metnine bakmıştım ve Ukrayna’nın buna nasıl yanaştığını anlamamıştım. Sonradan yorumum ise Putin’in işgal girişimini görüşmeler aracılığıyla öteleme gayreti olduğunu düşünmeye başladım.
Rusya ise NATO’ya dahil bir Ukrayna’nın artık kendi kontrolüne girme ihtimalinin sıfırlandığını gördüğü için sürekli tehdit savuruyordu. NATO’da da bahane bitmediği için, gerçek bir davet yerine sürüncemede bırakıyordu. Derken başına geleceği bilen ve aslında kafasında daima bulunan işgal planını sürekli erteleyen Putin kesin kararını vermişti ve işgali başlatıyordu. Gittikçe güçlenen ve AB ile ilişkilerde yolalan bir Ukrayna’ya sonraki yıllarda saldıramazdı yahut kendisine çok pahalıya patlardı.
Ukrayna’nın er ya da geç beklediği şey gerçekleşti. Bugün ortakları olan Batılı ülkeleri zamanında ikna edemiyordu. Çünkü Putin ve şürekası sürekli saldırmayacaklarını söylüyordu. Özellikle çıkar ilişkilerinin zarar görmesinden endişeli olan AB ülkelerinin de pek umrunda değildi. Ukrayna büyük tehlikeyi anlatamıyordu. Hatta savaşın başında bile uzun süre ayak dirediler. Kulaklarının üstüne yattılar. Laf olsun diye askeri yardımlarda bulundular. Putin’in yardım edenin ağzına sıçarım tehditlerine aldandılar. Fakat gördüler ki Putin çekilen her kırmızı çizgisi geçildikle yeni kırmızı çizgiler çekmeye başladı. Ukrayna direniyordu ve başarılıydı. Ama ne Avrupa ne de Amerika hiçbir yardımı lazım olan zamanda göndermedi. Eski malzemeler, ordunun ihtiyaçlarını tam karşılamayan ürünler gönderdiler. Uzun menzilli füzeler verilmedi. Hatta tam da Ukrayna, kısıtlamalara rağmen Rus ordusunu defetme seviyesine ulaştığı esnada ABD uzun süre yardımı kesti. Rusya işgal ettiği topraklara iyice yerleşti, savunma hatlarını kurdu.
Bugün geldiğimiz noktada bile tam anlamıyla bir yardımdan sözedemeyiz. Daima eksik ve daima geç.
İstanbul Anlaşması yahut İstanbul’daki Müzakereler
Kimi ülkeler savaşın başlarında daha fazla uzamadan bitirilmesi konusunda görüşler sunuyordu. Türkiye’de iki ülkeden temsilcilerin bulunduğu bir masayı İstanbul’da hazırladı. Rus tarafı, güçlü taraf olarak hiçbir geri adım atmadan Rusya’ya biat edilmesi ve sundukları şartların kabul edilmesi konusunda ısrarcı oldu. Tekrarlanan görüşmelerde tavır değişmediği için Ukrayna tarafı masadan çekildi. Olayın özeti bu.
Toplantıya katılanların imza yetkisi olmadığı gibi bugün Riyad’da yapılan ABD-Rusya görüşmeleri kıvamındaydı. Sadece karşılıklı istekler, beklentiler ve buna karşı tepkiler ölçülüyordu. Bir ileri bir geri şeklinde ilerleyen görüşmeler, hiç geri adım atmayan ve Ukrayna’yı bir başka Belarus yapmak isteyen bir Rusya ile Ukraynalılar daha fazla ne görüşebilirdi?
Türkiye’de ise bu elbette farklı yansıtıldı. Aslında savaş bitecekti, taraflar anlaşmıştı ama “Boris Johnson Kiev’e geldi ve hiçbir şeye imza atmayın, savaşa devam edin, biz silah vereceğiz” dediği için Ukrayna masayı devirdi şeklinde anlatıldı.
Niye? Çünkü Putin öyle anlattı. Elinde sanki üzerinden anlaşılmış bir kağıt gösterdi ve Ukrayna’yı suçladı. Tabi kağıdı görüp okuyan olamadı, o ayrı konu.
Ben de özellikle bunu belirtenlere hep şunu soruyorum: Bu görüşe ulaşmak için Türk Dışişleri’nin herhangi bir açıklamasını gördünüz mü? Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz. Tıss, hiç cevap veren olmadı.
Peki bir anlaşma olsa ne olurdu? Muhtemelen halk Zelenskiy’i kendi öldürürdü.
Rusya propaganda makinesi ise yine iyi çalıştı ve savaşı Ukrayna’nın devam ettirmek istediğini yaydı.
Ukraynalılar Ukrayna’ya Tam Destek Veriyor mu?
Savaşın başlarında Ukraynalıların da umudu düşüktü. Ama peşpeşe gelen başarılar, özellikle Kiev muharebelerinde alınan başarı halkın umudunu yeşertti. Rusça konuşan, hatta Rus kökenli Ukraynalılarda bile destek çok yüksek seviyede olmaya devam ediyor.
Fakat gelinen noktada halk yoruldu. Ukraynalıların bir kısmında bazı karakteristik özellik vardır. Eğer kendisini etkilemiyorsa diğerlerinin başına gelen şeyi umursamaz. Ne bileyim Bursa’da yaşıyorsanız Hatay’da depremde ölenleri umursamıyor olmak gibi düşünün. Nasıl olsa kendisini etkilemiyor. Böyle bir insan grubu, savaşın pek etkilemediği bölgelerde elbette var. Bununla birlikte sürekli dron saldırıları, füzeler sebebiyle huzuru bozulan kesimde de bir yorgunluk var. Çevresinde savaşa gidenler, yakınları ölenler derken, pek de kolay bir durumları yok. Yani anlaşılabilir bir durum.
Ya Türkiye’nin Tavrı
Her ne kadar öyle olmasını istesek de Türkiye, henüz Dünya üzerinde etkileyici bir pozisyonda değil. Diğer ülkelerle ilişkilerinde bazen zayıf taraf, çok nadiren güçlü tarafta. Rusya ile ilişkisinde de zayıf taraf Türkiye.
Buna rağmen savaştan önce ve savaş süresince Rusya ile ilişkilerini kendi çıkarları doğrultusunda idare ederken de, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne olan desteğinden asla taviz vermedi. Kimisi bunun Kırım Tatarları ile alakalı olduğunu düşünse bile bu o kadar etkili değil. Karadeniz’in kuzeyini tamamen ele geçirmiş bir Rusya’nın neler yapabileceğini gayet iyi biliyor. Tarihsel olarak Rusya daima Türklerin karşısındadır.
Ayrıca Türkiye’nin Ukrayna ile yürüyen gayet iyi ilişkileri var. Uzun vadede de karşılıklı çıkar birlikleri var. Türkiye deniz komşusu olarak Rusya’yı değil daima Ukrayna’yı tercih eder. Rusya’nın emelleri değişmiş değil. Bazen bunu bir Rus deli politikacı, düşünce adamı ile ifade edip hatırlatırlar. Ki kilise asla unutmuş değildir. Bizzat dinlemişimdir ortodoks papazdan.
Ukrayna’nın bilgi birikimi, tarım arazileri; Türkiye’nin tarihsel birikimi, nüfusu ve kabiliyetleri, asla sömürü peşinde olmaması, işin içine Azerbaycan enerjisini de kattığınız da müthiş bir üçlü potansiyeli barındırıyor. Bizim gördüğümüzü herhalde Türk dış politikasına yön verenler de görüyordur.
Peki Rusya neden Ukrayna’yı istiyor?
Burası benim yorumum. Malum Putin eski SSCB’yi kontrol etmek istiyor. Bir Rus çarı olmak istiyor. Tüm yatırımını buna yaptı. Ukraynalılar da, Ruslar ve Beyaz Ruslar gibi Slav ve ortodoks ağırlıklı, bu tartışılmaz bir gerçek. Yani Putin için Slav birliği önemli. Bu manada Belarus’u zaten tam avucunun içine alıp kendisine köpek etmiş durumda. Fakat Ukrayna, 1991 bağımsızlığından beri sürekli Rusya’dan uzaklaşıyor. Yönünü Avrupa’ya çevirmiş durumda. AB’ye katılım meselesi 2014 Maydan olaylarına sebep olmuştu malum. Onun çok daha öncesinde bir turuncu devrim süreci de var. Eğer Ukrayna’yı bu birlik içinde tutamazsa istediği Slav birliği ve Rusya’nın gücü yetersiz kalacak. Kabaca 40 milyon nüfus ve ortalama zekası, eğitimi Ruslardan daha yüksek bir ülke.
Eğer Ukrayna’yı Avrupa’ya kaptırırsa, misal bu sürecin sonunda Ukrayna, Polonya seviyesinde bir demokrasi ve zenginliğe kısa sürede ulaşırsa Rusya’daki Rusları nasıl tutacak? Düşünsenize Rusya’da muhalif olma şansınız yok gibi birşey. Sıkıyorsa Putin’e ters gelecek sözler sarfedin. Ama bunu Ukrayna’da çok rahat zaten yapabiliyordunuz.
Ukrayna’yı dizginleyemeyen bir Rusya için, iş Kazakistan, Özbekistan gibi ülkelere gelince işi pek kolay olmayacak.
Ukrayna’nın hiç mi hatası yok?
Olmaz mı? Ama hiçbiri bir işgale sebep olacak şeyler değil. Mesela Rus dili ile aldıkları kararları ben de onaylamıyordum. Açık açık Rusça demeseler bile çıkan yasa buna dairdi. Bunu zamana bırakmaları ve Ukraynacanın kendiliğinden tüm ülkeye yerleşmesini pekala yapabilirlerdi.
Mesela geçmişlerinde yaptıkları hataları zaten kendileri de kabul ediyor. Kırım’da yapılması gerekenleri yapmadıklarını söylüyorlar. Ama şunları unutmayalım: Ukrayna Sovyet’ten büyük bir yolsuzluk mirası devraldı ve bunu sırtından halen atamadı. AB süreciyle birlikte çok fazla ilerlemesine rağmen, Ukrayna halen yolsuzluk algısının yüksek olduğu bir ülke durumunda.
Ya Batı?
Batı kelimenin tam anlamıyla yavşak. Gelinen bu noktada Rusya kadar payları var. Verilen ve tutulmayan sözler, ilişkiler vs vs. Trump’ın son dönem açıklamaları bile bu yavşaklığı göstermeye yetiyor bile.

Son yorumlar