Kendime Notlar

sıradan insanın en sıradan hali

Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı İçin Merkezi Bir Ekitap Projesi


Ekitap ile alakalı, avantajları, dezavantajlarını, nasıl birşey olduğunu anlattığım birkaç yazı yazmıştım.

Benim en büyük sorunum okumak istediğim kitapların ekitap formatını bulamamak oluyor. Bulduğum zaman bunu bazen ekitap okuyucudan veya çoğunlukla -telefon sürekli yanımda olduğu için- telefon üzerinden okuyorum. Bu tip satınalmalarımı genelde Google Play üzerinden yaptım veya bulduğum formatı oraya yükledim. Bunun harici başka kanallardan satın alıp ekitap okuyucuya yüklediklerim de oldu.

Neden Merkezi Bir Ekitap Projesi?

Özellikle genç kuşağın kitaba ulaşmasını kolaylaştırmamız gerekiyor. Bir çocuk, bir genç, hatta bir yetişkin bir kitabı okumak istediğinde ona hemen ve mümkünse bedava sunabilmeliyiz. Özellikle çocuk ve gençlere dönük kitaplarda bunu yapmak pek zor değil. Bunu kütüphanelerle elbette yapabiliriz ama çağın gereği artık kütüphane oluşturmak olmadığı gibi; kütüphaneler için harcanan toplam maliyetin çok altına merkezi bir sistem kurulabilir. Artılarını düşündüğümüzde eksilerini pekâla ihmal edebiliriz. Ayrıca kütüphaneye gitmek pek tercih edilen, zaman ayrılan bir durum değil. Şahsen ben oldu bitti sevemedim; cazip yerler asla olmadılar benim için. Continue reading

Aşağılık Haber Dili

Özellikle internet medyasının etkinliğinin artması ile birlikte aşağılık bir haber dili ortalığı sarmış bulunuyor. Salt reyting amacıyla bunu yapanları bir yere kadar anlıyorum, dertleri haber vermekten ziyade sayfa gösterimi arttırmak. Reklam gösteriminden paraları cukkalayacaklar. Keriz avına çıkmışlar. Ama daha ciddi olmasını beklediğimiz, belirli bir kurumsal medyanın organı olan haber siteleri, gazete siteleri, televizyon siteleri bunu yapmaya başladıysa gazetecilik mesleği adına birilerinin utanç duyma zamanı gelmiş demektir. Ben gazeteci olsam çoktan mesleğimi soran kişiye gazeteciyim demeyi bırakmıştım.

Bu aşağılık başlıklar genelde şöyle:

“O maddeye bile hayır dedi…”

“İşte o adamla göründü…”

“Cumhurbaşkanı Başbakana sert çıktı …” (Siz tabi TC Cumhurbaşkanı sandınız ama haberdeki Minilivanyaland Cumhurbaşkanı imiş)

Continue reading

Taksi Sistemine Dair


Uber sonrası İstanbul’da taksi sistemi yeniden sorgulanır hale geldi. Sorgulayan vatandaş; yoksa yetkili düzeyde bir sorgulama olduğuna dair birşeyler henüz görmedik. Ben eminim İstanbul’da taksi kullanıp ya şoförüyle ya ortaya konulan fiyatıyla yahut araçla ilgili problem yaşamayan yoktur. Sürekli kullandığım tamamen aynı yolda farklı tarifelerle bir tek ben karşılaşmamışımdır. Yol bilmeyen şoförle bir tek ben muhatap olmamışımdır sanırım. Bir keresinde Taksim’den Perpa’ya gitmem gerektiğinde yanında Perpa Taksi yazan aracı görünce tercih ettim ki, yol tarif etmeyeyim. İnanın tarif etmek zorunda kaldım. Sizi başka yola sokan, dolandıran taksi ile de ilk kez ben karşılaşmadım. Yahut taksimetre açmayıp, fazla para isteyen; dengesiz dengesiz konuşanlarla da. Continue reading

Web Sitelerim

Internetin çöplüğüne giden pek çok site oluşturdum. Bazen bir blog, bazen bir konu ile alakalı site. Ayrıca pek çok fotoğraf sitesi. Çok azı bir alan adı ile oldu; genelde hizmeti sunan firmaların altında idi. Kimisi halen aktif ama ben ilgilenmiyorum. Bunun haricinde bir alan adı altında hizmet veren ve çoğunu son dönemde derleyip toparladığım siteler var:

Bunlar şöyle:

  1. Kendime Notlar: Kişisel blog sayfam
  2. Istanbulium: Istanbul üzerine yazılar, kültür arşivleri
  3. Eski İstanbul: Eski İstanbul Fotoğrafları Arşivi
  4. Eski Türkiye: Eski Türkiye Fotoğrafları Arşivi
  5. Türkiye Kültür Envanteri: Türkiye Doğa ve Kültür Varlıkları Harita Konumları
  6. Caner Cangül Fotoğrafları: Kendi çektiğim fotoğrafları topladığım arşiv amaçlı site

Continue reading

Kızkulesi’ne mi, Kızkulesi’nden mi?

Sabah bu takıldı aklıma: Kızkulesi’ne mi, Kızkulesi’nden mi?

Manzaraya Kızkulesi’ni alıp bakmak daha keyifli. Kızkulesi’ne çıkınca gördükleriniz pek enteresan sayılmaz. Fotoğraf için de bu geçerli.

Ama en azından bir kere Kızkulesi’nin olduğu adaya gitmek, içini görmek, üst kısmına çıkmak lazım tabi.

 

En İyi Outdoor Ayakkabı


Malum Kiev’de yaşayınca bot önemli oluyor. Kardan ziyade soğuklarda, bozuk zeminlerde bota daha çok ihtiyaç duyuyorum.

Daha önce hem kötü hava koşulları, hem de çamur, bol kar olan ortamlar için YDS‘den Moraine GTX almıştım. Onun macerasını da yazmıştım. Halen kullanıyorum ve memnunum. Sadece günlük kullanım için biraz kaba kaçıyor. O kadar uzun konçlarla rahat edemiyordum. Bir de aşırı soğuklarda ayakkabı içinde kısmi bir nem birikmesinden ötürü üşüme oluyordu. Continue reading

Ukrayna Turistik Noktalar Haritası

Hem kendim, hem Ukrayna’da bulunan ve seyahat etmeyi seven Türkler hem de Ukrayna’yı turistik olarak gezmek isteyenlere rehber olması için hazırladığım haritayı sürekli geliştiriyorum. Şimdilik şu adresten daha detaylı olarak ulaşabilirsiniz: http://ukraynaharita.blogspot.com/

Kapadokya Balon Turu

Kapadokya‘ya bu sefer  sırf balona binmek ve dinlenmek için gittik. Daha önce her yerini yeterince gezmiş biri olarak bu sefer daha dar planlı bir tur planlamıştım.

Aslında balon turu programına bakıp tur sırasında yapacağım çekimleri de planlamıştım. Otelden araçla bizleri aldıktan sonra kısa bir kahvaltı için toplandığımız ve ödemeleri yaptığımız noktadan, balonların kalkış yapacağı alana gittiğimizde balonların hazırlanma sürecini timelapse olarak çekecektim. Burada 20 dk kadar bir süremiz olacağını hesap etmiştim. Bunun için tripodu bile yanıma almıştım. Fakat biz alana varır varmaz gördüğümüz farklı oldu: bizim bineceğimiz balon kalkmaya hazır hale getirilmişti. Kameralar daha çantadaydı. Balona atladık ve kalktık. O esnada ben kamera ve action cam’ı makineden çıkartmakla uğraştım. Kısa bir hayalkırıklığı yaşamış oldum.  Continue reading

Türkiye’de Kayağı Yaygınlaştırmak ve Ben Nasıl Başladım?

Kayak yapmak denize gitmek gibi değil. Suyu bardakta gören bir insan bile yüzmek için olmasa bile denize girmek, keyifli vakit geçirmek için deniz tatili yapar. Ama kayak tatili kısmı biraz farklı. Elbette dağ havası almak adına insanlar kayak tesislerine gidebilir ki, nitekim fazla olmasa da gidiyorlar. Ama kimse dur bir kayak deneyeyim demiyor.

Peki insanları kayağa nasıl başlatırız?

Durduk yerde karar verip, kayak yapmaya gidilmiyor. Bir mayo bir havlu misali kolaylığı da yok. Kayağa başlamak genelde birilerinin zorlaması yahut yardımıyla olur. O nedenle ilk başlangıcı yapmak önem arzediyor.

Kayak, kıyafetleri ve kullanılan malzemeleri temin etme gerekliliğinden ötürü de başlaması zor bir aktivite. Kayak takımı olmasa bile en azından temel kıyafetlere sahip olmanız gerekiyor. Pantolon, mont, eldiven olmazsa olmazlardan. Kalan malzemeleri kiralamak mümkün. Elbette günlük kullandıklarınız kıyafetlerle sadece bir deneme yapabilirsiniz yahut ders alabilirsiniz. Tesis müsaade ediyorsa kayabilirsiniz bile. Ama hemen farkedeceksiniz ki kayağa uygun kıyafetlere sahip olmazsanız çok zorlanacaksınız. Ehh bu kıyafetlerin fiyatları da hiç düşük sayılmaz. Ayrıca kayak yapılan tesislere ulaşımı, skipass ücretleri, kalacak yer, yiyecek ve içecek giderleri derken pek çok kişi için kayak hiç düşünülmüyor bile. Continue reading

Helal, Helalleşme ve Feragat

Helal! Karşıtı ise haram. Birini yapıyor / tercih ediyor olman, diğerinden sakınman / uzak durman gerekiyor. Daha çok harama yoğunlaşmaktan kaynaklı olarak helali hep atlarız. Diğer yandan bireysel alanda helallere ve haramlara dikkat kesilirken, toplumsal alanda, başkalarını, geleceğimizi etkileyen alanlarda nelerin helal, nelerin haram olduğuna pek takılmayız.  Misal; alkol almak, domuz eti yemek haramdır, helal değildir deriz ve buna çok fazla önem veririz. Kitaplar, tartışmalar hep bu yönde olur; haram ve helal kavramlarını idrakimiz domuz eti ve alkol tüketimi dışına çıkamaz. Sanki onun dışında, kişisel hayatımız dışında kalan alanlarda da helal ve haram kavramlarının var olduğu yönünde bilincimiz kapatılır. Aklımıza gelen tüm haram ve helal ilişkisi daima bireysel düzlemde, hatta salt yiyecek-içecek düzleminde kalmaya devam eder.

Bu yazıyı aklıma yine Alev Alatlı düşürdü. Hani o meşhur Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülleri’nde yaptığı konuşmadan bir parçayı Twitter’da tekrar izledim. Bu konuşmayı kahir ekseriyet anlamadı ve RTE ile olan kişisel hasımlıkları / aşkları üzerinden değerlendirdiler. Konuşmada geçen isimlerin felsefelerine o kadar hakimlerdi ki -kendi cahilliğime yandım da yandım- o isimleri ağzına alıyor olmasından ötürü ağır eleştirilere maruz kaldı. O nasıl bir öfke krizi idi ki, öfkelenenler konuşma metnine değil, yani işaret edilene değil, yine parmağa bakmışlardı. Neyse geçelim; şu öfkelileri düşünce manasında hakikaten ben de zerre kadar ciddiye almıyorum. Sadece gündem kaynaklı, ister istemez bulaşıyor ve vaktimizi harcıyoruz. Continue reading