Amasya Gezi Notları

Turumuz kapsamında Amasya'ya akşamüstü varmıştık. Taş Han Otel'de yerimizi önceden ayırtmıştık. O nedenle evvela otele yerleşmek gerekiyordu. İlk kez Amasya'ya geliyor olmanın yol bilmemezliğiyle şehrin göbeğindeki oteli biraz zor bulduk. Harita kısmen bizi yanılttı. Gidiş geliş olarak şehrin içinden geçen dar yol nedeniyle trafik can sıkıcıydı. Küçük şehirlerdeki bu anlamsız trafik insanı daha fazla çileden çıkartıyor. Eşyaları otele bırakıp kendimizi dışarı attık. Hava kararmıştı.  Önce bir çorbacı bulup işkembe çorbalarını gümlettik. TR'ye geldiğim zaman işkembe çorbası hep birinci tercihim oluyor. Yeşilırmak kıyısında dolanmaya başladık. Aynı gün hem yol, hem Hattuşa gezileri nedeniyle kısmi bir yorgunluğumuz bulunuyordu. Şahane bir şehire gezeceğimiz belli olmuştu bu kısa tur sırasında. Gece görüntüsü çok kötü olmamakla birlikte ışıklandırma daha profesyonel olabilirdi diyorum.

Ertesi sabah kahvaltı için Kadir abiyle randevulaştık ama ben biraz erken uyandım ve bunu bir fırsata çevirip şehri sabah ışığıyla fotoğraflamak için kendimi dışarı attım. Meğer Kadir abi uyanmış ve beni bekliyormuş. Yeşilırmak boyunca hızlı bir şehir turu atıp kahvaltı için otele döndüm. Sabahın erken saatleri bana çok güzel ışık verdi.

Amasya Hatuniye Camii, Hazeranlar Konağı ve Kral Kaya Mezarları
Kahvaltı ve otelde işlerimizi halledip turumuza başlayabilirdik. Bunun için evvela güneşin konumuna göre rotamızı yapmaya gayret ettik. Önce Kaya Mezarları ve ırmak kıyısı, sonra Ali Kaya'ya ve en son olarak da Kale'yi gezmek şeklinde kaba bir planlama yaptık. Tüm şehri gezecek kadar vaktimiz olmayacaktı maalesef. Irmak kıyısından yürüyerek Beyazıt Külliyesi'ne ulaştık. Orada açılmış olan Minyatür Müzesi'nde 100 yıl önceki Amasya'yı temaşa ettik. Bir şehrin bu kadar az değişmiş olması bizi memnun etti. Camiye girip çıktım, çevresinde dolandık. Kütüphane'ye dönüşmüş Medrese'nin huzurlu bahçesinde iken bekçi kardeş bizi uyardı fotoğraf konusunda. Hoş, içeriyi çekmiyorduk. Zaten niyeti bizimle muhabbet etmekti; o aptal yasağı hatırlatıp görevini yerine getirmiş oldu. Sonrası bir parça muhabbet. Açıkcası ben bu yasakları pek umursamıyorum ve mümkün mertebe fotoğrafımı da çekiyorum. Yasağın beni ikna edecek bir mantığı varsa, inanın kamerayı açmıyorum bile.

Amasya'da çektiğim videoları aşağıda izleyebilirsiniz.


Nehrin diğer yanına geçip yalıboyu evlerinin ardında, sokakta yürümeye başladık. Kral mezarlarını uzaktan bolca seyretmiş olsam da, oraya kadar gelmişken ben çıkmalıydım. Kadir abi aşağıda çayını içti, ben ekipmanları alıp tırmandım. Hepsine tek tek baktım. İndikten sonra yine ırmak boyunca yürüyüşü sürdürdük ve oradan otelin parkındaki arabayı alıp Ali Kaya'ya doğru yollandık. Amasya yükseklerden bir başka güzel. Ali Kaya ise şehirde ünü eski bir restoran aslında. Daha önce şehrin içinde olduğunu duydum. Manzara temaşası için güzel bir nokta. Tekrar aynı yoldan dönmek suretiyle bu sefer Kale'ye çıkmak istedik. Ama öncesinde şehrin içinde bir parça daha oyalandık. Müze'ye girdik. Görevli bir öğretmen arkadaş bize rehberlik yaptı. Tüm salonları gösterdi, uzun uzun anlattı. İlgisi açıkcası beni ziyadesiyle memnun etti. Biz de bu ilgiyi karşılıksız bırakmayıp dikkatlice dinledik, sorular sorduk.

AMASYA


Hemen üste Flickr'daki Amasya setini ekledim. 100'ün epeyce üzerinde fotoğraf ayıklayıp yüklemişim Amasya için.

Ve hemen altta da o muhteşem şehrin kısa bir Timelapse hikayesi:





Hemen yakınlardaki Büyük Ağa Medresesi'ne de girdik. Kur'an Kursu olarak çalışıyor ve içerde onlarca çocuk hafızlık eğitiminde olduğu için bir uğultu vardı. Nöbetçi çocuklardan birine fotoğraf çekeyim mi dediğimde olumlu cevap alınca şaşırdım. Makinenin pili bitmiş bu arada, yedek piller çantada ve arabada kaldı. Ben de action cam ile biraz fotoğraf çektim. Sonrasında kaleye doğru yola çıktık. Kale için araba şart. Uzun bir yol. Girişte müze kartlarımızı gösterip en yüksek noktasına doğru tırmanmaya başladık. Bu kısım cidden yorucu. Dik merdivenler ve uzunca bir yol. Yukarıda bir parça dinlenebiliyorsunuz. Sonrasında aynı merdivenlerden inip kalenin diğer ucuna kadar yürüdük. Elbette tüm kaleyi gezemedik, pek gerek de görmedik. Çıkılabilecek her yükseltiye çıkıp şehri kuşbakışı olarak seyrettim, fotoğrafladım. Yukarıda rastladığımız torun gezdiren bir çift Aynalı Mağara isimli kral mezarından bahsetti. Ehh, bize de görmek düşerdi diyerek kaleden sonra oraya gittik. Hemen yolun dibinde bir kral mezarı. Üstteki seride fotoğraflarını görebilirsiniz.

Aynalı Mağara Kral Mezarı, Amasya

Tepelerden alınan bu videolarda hareket yok gibi görünse de, fotoğraf değil onlar. Şansıma hareketli unsur fazla denk gelmedi.




HD beni kesmez diyenler, 30 saniyelik bir 
4K Amasya videosuna tıklasın.

Vakit daralıyordu ve gezimizi bitirmek durumundaydık. Acıkmıştık. Amasya'nın içine yeniden girsek vakit kaybedeceğimizi düşünerek yol üstünde bir yerde durup, menemen ve çay söyledik. Oradan ver elini Merzifon üzerinden Samsun.

Bazı şehirleri 1 günlük gezilerle gezmek pek yeterli olmuyor. Gidilecek yerlerin çokluğu nedeniyle her şehri bir günde gezemiyorsunuz. Amasya gibi zengin bir şehir için 3 günlük bir tur ideal olur. Rahat rahat yiyip içip gezmeli. Tertemiz ve dolu dolu bir şehir. Turumuzun bizim açımızdan en keyifli şehri olmuştu. Artık bir başka Amasya gezisinde diğer yerleri de görüp, şehirde daha fazla vakit geçirmeyi umuyorum.