Okumak üzerine döküntüler

Kendimi bildim bileli diyeceğim abartılı olacak ama okumayı öğreneli beri sürekli birşeyler okuyorum.  İlk okumaya başladığım zamanlarda gördüğüm her yazıyı okurdum  O nedenle okuma hızım erken ilerledi. Belli bir sistematiği olmadı okumalarımın; çünkü ulaşabileceğim kitap pek fazla olmadı o dönemlerde. Öğretmenlerimiz ise, açıkca söyleyeyim, kötüydüler. Bu konularda bir yönlendirmelerini hatırlamıyorum.


Zaman içinde kendim ne okuyacağımı bulmaya ve satın almaya başladım. Ankara Zafer Çarşısı civarındaki ikinci el kitap satan noktaları gezmeye başlamıştım. Kitap fuarlarını kaçırmazdım. Kitap dükkânlarını arşınlardım sürekli. Bir dönem geldi klasikleri okumam lazım diye düşünmeye başladım ve onları edinip okumaya başladım. Bu şekilde haylice kitabın son sayfasını buldum. Özellikle üniversite yılları benim çok fazla zamanım olan dönemler oldu ve bu dönemde kitap okumaya epeyce vakit ayırdım.  Evet, o zaman bu derece internet yoktu, televizyon bu kadar cafcaflı değildi. Özellikle şehir içi olsun, şehirlerarası olsun, yolculuklar en verimli zamanlarım oldu. Herkes sınavlara çalışırken ben kitap okuyordum. Hakikaten okul sonrası dönemde kitap okumaya ayıracak zamanın gitgide azaldığını farkettim ki bu beklediğim bir durumdu. Halbuki bir yandan okunacaklar listesi aynı hızda kabarıyordu. Her okunan kitap sanki arkasında başkalarını çağırıyordu. Hele bazısı, ardında kocaman bir listeyle geliyordu. İş hayatının, ilgi alanlarının etkisiyle sadece kitap değil, kitap harici metinler daha çok vaktimi almaya başladı.

Okuma serüvenimde zaman zaman bir kısmını okuyup devam ettiremediklerim oldu, zaman zaman aynı kitabı birkaç kez okuduğum oldu. Uzunca bir süredir son geldiğim aşamada hem zamansızlığın etkisi, hem de okunabileceklerin kabarık listesinden ötürü kendimce seçmeler yapıyorum. Türkçe dilinde yazan yazarlarım var ve onların her çıkardığı kitabı okumaya gayret ediyorum. Bunun harici ilgi duyduğum konular ve kişiler hakkında çıkanları boş geçmemeye gayret ediyorum. Kimi zaman herhangi bir yerde geçen tavsiyeyi önemsiyorum. Her güzel denilen kitaba ise açıkcası atlayamıyorum. Hepsi kendi çapında değerli, emek ürünü. Buna rağmen elde hep kabarık bir listem oluyor ve kabarmaya devam ediyor.

Neden seçimlerimi daralttım?

Öncelikle her istediğimi okuma olanağım hiçbir zaman olmayacak. Kitap okumaya ayırabileceğim zamanlar kısıtlı ve bunu doğru değerlendirmem gerekiyor. Yazar kişi, aylar bazen yıllar süren bir sürede kitabını tamamlamışken; bazen bir kelime, bir cümle için uzun uzun çalışmışken hızlı hızlı okutup tükettiğimde yazarın derdini gözden kaçıracağımı düşünüyorum. Ki çoğunlukla da kaçırdığımı farkediyorum. İkinci, üçüncü okumalarda ben bu kitabı daha önce okudum mu gerçekten diye kendime sorular sorduğum oldu. O nedenle bazı kitaplar, romanlar bir şekilde başucu kitaplarım oldu ve bunları birkaç sene arayla yeniden okumaya gayret ediyorum. 

Derdim kitap öğütmek değil. Birini bitirip öbürüne elime alayım diye bir heyecanım yok. Zaman zaman birkaç kitabı bir arada okuyorum. Kimi zaman birinin sonunu bulmam birkaç ayı bulabiliyor. Kimisini kağıt üzerinden okurken, kimisini bana kurtarıcı gibi yetişen e-kitap okuyucusu üzerinden okuyorum. Bir yıl içerisinde ürettiğim istatistik iyi bir okuyucu ile karşılaştırınca kayda değer sayılmaz. Hoş, memleket ortalamasını geçebilir.