Her düşünceye saygı!

Cemil Meriç Jurnal I. ciltte bulunan ve 29.4.1963 tarihinde yazdığı Hürriyet bahsinde şöyle der:

"Münakaşada zafer, mağlup olanındır. Yenilmek zenginleşmektir. Bilmediğinizi öğreneceksiniz ve ego denen köpek havlamayacak. Münakaşada zafer. Münakaşa hakikati birlikte aramaktır. Adeta bir ormandasınız ve mesela bir kaynak arıyorsunuz. Önce arkadaşınız bulup sesleniyor size: evreka! Ne sevinilecek şey! Yalnız bir temele dayanmalı münakaşa. Herkesin bildiklerini bileceksiniz. Sonra yeniyi arayacaksınız. Hakikat bin bir cepheli, bin bir görünüşlü. Karşınızdaki göremediğinizi gösterecek size. Sizden farklı düşündüğü ölçüde yaratıcı ve öğreticidir. Adeta beraberce bir heykel yapıyorsunuz. İnsan yardımcısına nasıl kızar? Cemiyetle beraber hakikatler de gelişir. Tek tehlike bunu kavramamak. Kızıl şal görmüş İspanyol boğası gibi, her düşünceye ve her düşünene saldırmak. Bu canım memleket, bu yüzden bir cüzzamlılar ülkesidir. Ben herhangi bir tarikatın sözcüsü değilim. Yani ilan edecek hazır bir formülüm yok. Derslerimde de, konuşmalarımda da tekrarladığım ve darağacına kadar tekrarlayacağım tek hakikat: her düşünceye saygı."

Meriç'ten öğrendiğim eğer tek bir şey varsa, budur: her düşünceye saygı! Yeter ki düşünce olsun.

Ego denen köpeğimiz havlıyor.
Derdimiz hakikatı bulmak değil.
Temel konuları bilmiyoruz.
Yeninin peşinde değiliz.
Farklı yanlarını, yönlerini görmek işimize gelmiyor.
Hakikatlerin de gelişeceğini bilmiyoruz.
Saldırarak üste çıkma peşindeyiz.
Bir yerlerin sözcüsü olmak derdindeyiz.
Hazır formüller sunuyoruz.

Ve hakikatten uzağız: her düşünceye saygı.

Ondan ötürüdür ki cezalandırdıklarımız hep düşüncelerdir, eylemler değil.

Tekrar tekrar okunası, sindirilmesi gereken bir paragraf.